1- İnsan, Bazen Sadece Görülmek İster

Bazı insanlar haklı çıkmak ister çünkü içlerinde, uzun zamandır kimsenin duymadığı bir çocuk sesi vardır. O ses, “Beni fark et, beni anla” der. Haklı olmak, bazen sadece görülmenin kılıfıdır. Çünkü insanın içinde en çok kanayan şey, anlaşılmamaktır. Ama haklılık, sevginin dili değildir. Sevgi, kazanmaktan değil, teslim olmaktan doğar. Oysa biz çoğu zaman sevmeyi değil, savaşmayı öğreniriz. Haklı çıkmak isteriz, çünkü haksız kalmak, bir anlamda eksilmek gibidir. Ve insan, kendi eksikliğine bakmaktansa başkasının hatasını büyütmeyi seçer.

2- Ruhumuzu Bozan Aşklar, Bize Kendimizi Anlatır

Ruh sağlığımızı bozan kişiye “hayatımın aşkı” dememiz bundandır. Çünkü o kişide, kendi yaralarımızı görürüz. Sevgi sandığımız şey çoğu zaman bir tamir çabasıdır çocukken alamadığımız bir sevginin, bir onayın, bir dokunuşun peşinde koşarız. Ama gerçek aşk, iyileştirmez; zaten iyileşmiş olandır. Aşkın görevi tamamlamak değil, taşırmaktır. Bizi eksilten bir aşk, aşk değildir o, kendi acımızla kurduğumuz bir diyalogdur. O yüzden, ruhumuzu bozan kişi “kaderimiz” değil, “dersimizdir.” Bize “neden” sorusunu değil, “artık yeter” cümlesini öğretir.

3- Haklılık ile Sevgi Arasında Kalan İnsan

Bir ilişkide iki tür sessizlik vardır: biri huzurdan, diğeri yorgunluktandır. Haklı çıkmak için didinen insan, sonunda kendi sesinde boğulur. Sevgi, iki egonun çarpışması değil, iki kalbin birbirine yer açmasıdır. Ama biz çoğu zaman sevmeyi değil, ikna etmeyi biliriz. Kendimizi anlatmak isteriz; anlamaktan korkarız. Böylece aşk, bir sığınak olmaktan çıkar, bir savaş alanına dönüşür. Kazananı olmayan, sadece yıprananı olan bir savaş… Ve sonunda anlarız ki, haklı çıktığımız her kavgada biraz daha sevgiyi kaybederiz.

4- Gerçeği Sevmek, Kişiyi Değil

Belki de olgunluk, sevilmeyi değil, anlamayı istemektir. Gerçeği sevmek, kişiden vazgeçmeyi gerektirir bazen. Çünkü bazı insanlar hayatımıza kalmak için değil, bize “gitmeyi öğrenmemiz” gerektiğini göstermek için girer. Ruh sağlığımızı bozan kişi, “eksik parçamız” değildir o, kendimizi tanımamız için evrenin gönderdiği bir aynadır. Ve bazen en büyük sevgi, kalmakta değil; artık savaşmamayı seçmekte gizlidir.

5- Son Söz: Huzur, Haklılığın Yerine Geçtiğinde

Bir noktadan sonra insan, haklı çıkmakla ilgilenmez. Sessizleşir. Çünkü anlar ki, huzur; haklılığın kazandığı yerde değil, kalbin sustuğu yerdedir. Gerçek aşk, “ben haklıyım” diyen değil, “anlıyorum” diyebilen yürekte filizlenir. Belki de büyümek, artık haklı olmaktan vazgeçip, huzurlu olmayı seçmektir. Ve bazı insanlar, sadece bunu öğrenmemiz için hayatımıza uğrarlar: sevginin haklılıkla değil, teslimiyetle yaşandığını.